Follow by Email

17 Haziran 2015 Çarşamba

Neşe ve Şans...

Aşk'la...yazımda bebeklerin doğuş yolculuğunu anlatmıştım. Aile dizimi ve oyun terapi çalışması yapan arkadaşlarımın siparişleriyle ilk yuvalarını buldular ve kendi öykülerini oluşturuyorlar artık.

Her biri kendi duygusuyla dünyaya geliyorlar ama bana verdikleri duygu neşe... Onlarla ilk karşılaşanların yüzünde de bir gülümseme uyandırıyorlar. Bu çok hoşuma gidiyor. Uzun zamandır ülke gündemi, hayat yorgunlukları galiba en çok içimdeki neşe duygusunu yok etmişti. Bebeklerle çalışırken her bir aşamasında içimden binlerce kelime geçiyor. İçimden akıp gidenler bir şekilde bakıyorum bebeklere de geçmiş. O nedenle eğer canım sıkkınsa, birşeye üzülmüşsem bebeklere dokunmuyorum. İzlediğim bir film geliyor aklıma hemen şimdi ismini anımsamıyorum filmin. Uzakdoğu'da bir yere giden genç bir kadın yağmurlu bir gecede çok üzgünken bir lokantaya girer ve bir çorba içer filmde. Çorbayı içtikçe üzüntüsü geçer ve iyi hisseder kendini. O günden sonra o çorbacının kapısına dayanır ve bu çorbanın yapımını öğrenmek ister.Lokantanın sahibi onu kovar, kovuldukça vazgeçmez, temizlik yapar,hizmet eder...O çorbanın kadınlarca yapılması geleneklere aykırıdır üstelik. Her türlü aşağılanmaya razı olur ve bir gün ustası yokken çorbayı pişirmeyi dener ama o kadar üzgündür ki çorbayı içen herkes ağlamaya başlar. Bu filmin bende yer eden kısmı galiba çorbaya geçirdiğimiz duygular olmuştu.Yaptığımız işe hangi duyguyla bakıyorsak karşımızdakine de o duyguyu geçiriyoruz. İçimiz gülüyorsa bu bulaşıcı oluyor.

Onlara her ne kadar isim koymayı gittikleri kişiye bıraksam da, Neşe Bebekleri demeyi tercih ediyorum. Tüm kargaşanın içinde içimde yarattıkları neşe duygusu nedeniyle...

İlk doğanlardan biri ayakta durmakta zorlanıyordu. O sırada uzun zamandır anahtarlığımda takılı  minik fok bağlantı yerinden koptu. Ben de anahtarlığıma bu bebeği taktım. O gün güzel şeyler oldu ve bana şans getirdiğini düşündüm... Cebimde veya çantamda şekilden şekile girip duruyor her seferinde beni güldürecek bir şekil almayı başarıyor.

Böyle bir aksesuar olarak planlamamıştım bebekleri ama elimde gören bir arkadaşım, bir öğretmenim ben de istiyorum deyince anahtarlıklar çıktı ortaya. Onları daha yumuşak bir malzemeden yaptım. Önümüzdeki günlerde bir başka kıtaya doğru yola çıkacaklar birilerine armağan olarak.





Bizim yolculuğumuz devam ediyor...

Bazen bir travma çalışmasında, bazen bir bebek evinde, bazen aile dizimi çalışmasında, bazen bir sehpanın üstünde, bazen güzelliklere açılan kapıların eşiğinde...

Blogta da Vitrindekiler  diye bir sayfa açacağım önümüzdeki günlerde, içlerinden size birşey diyecek olan biri olursa veya size özel bir şey isteyecek olursanız benimle skosaner@ttmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz. Blogtaki güncellemeleri takip etmek isterseniz yazının hemen üstündeki beyaz boşluğa e-posta adresinizi yazıp "Submit" kutucuğunu tıklamanız yeterli olacaktır...

Sevgi'yle...