Follow by Email

22 Şubat 2016 Pazartesi

Bağı bozmak bağı kurmak üstüne...

Uzun zaman oldu bloga bir şeyler yazmayalı ve yeni ürün koymayalı. Oysa neşe ve şans bebekleri çeşitlendi, ürün yelpazesi genişledi. Beraberinde yeni düşünceler, duygular getirdiler bana. Yoğun üretim süreçleri oldu, siparişler geldi, gelmeye devam ediyorlar. Ev atölyeye döndü...
Ege'nin Ağacı ve Dokuması buluştu. 

Mayıs ayından bu yana beni şaşırtmaya devam eden bir yolculuğumuz var onlarla. Doğmaya devam ediyorlar. Gittikleri her ele, her eve kocaman bir gülümseme götürüyorlar beraberlerinde...Bana ise içimde kendime yer açmama yardım ediyorlar.

Geçtiğimiz yaz Urla Bağ Bozumu Şenliklerinde geniş bir kitleyle tanıştılar. Üç gün boyunca yıllardır görmediğim onlarca arkadaşımla kucaklaştım. Geçmişimle yeniden bir bağ kurmamı sağladılar. Kötü anılarla yer etmiş bir alanda herşeyin kötü olmadığını anımsattılar bana getirdikleri güler yüzlerle kucaklamalarla... Geçmişten güzel hikayeler de taşıdılar bana. Yeni insanlar ve yeni hikayeler getirdiler. Bir çocuğun elinde ilk doğum amaçlarına yönelik bir hikayenin canlanmasına tanıklık etmemi sağladılar. İçim büyüdü sanki o an. Desteklendiğimi hissettim. Bir tazelenme, doğru yoldayım duygusu... Bağ bozumunun anlamı üstüne düşünmeme sağladılar.

Bir yıl içinde odunsu kütüklerin yeşermesi için nasıl bir emek gizlenmiştir her yaprakta. Her üzüm salkımı defalarca elden geçmiştir belki de, emek veren bir elin her dokunuşu, bakışı biraz daha can vermiştir o salkıma. Taneler olgunlaşıp ballandığında ayrılma zamanı gelmiştir artık... Renklerin yeşilden gökkuşağına dönüşme zamanıdır artık yapraklarda... O kahverengi kütüklerin bir zeybek edasıyla tek başlarına dimdik yükselme zamanına hazırlıktır bağın bozulması aslında... Bir şenliktir, emeğin kutsandığı, ürünün kutsandığı, doğanın kutsandığı... Ve paylaşmaktır tüm emeği...

Ağustos 2015-Urla Bağ Bozumu Şenliği
Her sabah arkamdaki tezgahtan satın aldığım ballı bardacıkların eşlik ettiği bir salkım diri üzüm eşlik etti bana, masaya gelen her elin uzanıp paylaşabileceği... İçimde bir şenlik duygusu gelişti her an... Emek emek yetişmiş ürünlerin arasında emek emek üretilmiş neşe ve şans bebekleri de benim içimde kendilerine bir yer açmışlardı. Onlardan vazgeçebilmeyi öğrendim. Karşılığında bir bedel isteyebildim... Bunlar yepyeni tecrübeler oldu benim için.

En önemlisi de yeni bir şey yaratabilmenin zamanının olduğu, her şeyin doğumunda bir ölümün gizli olduğunu ve hayatın döngülerinin de mevsimsel döngüler gibi olduğunu içsel olarak ayrımlamak bana çok değerli bir hediye oldu.

Yeni ürünleri,yeni yazıları da en kısa zamanda paylaşabilmeyi ümit ediyorum... Gelen baharın ilk cemresi düştü benim de içime... Yeniden yazabilmenin iç sevinciyle Merhaba...